Bir düşe sarılmak...

Zaman zaman iniş çıkışların yaşandığı hayat denen korulukta bizleri nelerin beklediğini bilemeden geçirdiğimiz her dakikanın hesabını kime soracağımı öğrenmek istiyorum. Şiir gibi yaşamak varken metin gibi hayata tutunmaya çalışmanın ne kadar başarılı olacağını da soramadan edemiyorum sizlere. Yalnız zamanlarımızda kendimizi avuttuğumuz şekerden masal kahramanları ne zaman bizleri terk edecek hiç sordunuz mu? Elleriniz terlediği zamanlarda mı yalan söylüyorsunuz yoksa yalanlarınız mı yüzünüzün kızarmasını sağlıyor? Daldan dala atlayan yalnız kötü kurtun siz olmadığını öğrendiğiniz de ne yapacaksınız? Güne günaydın diyebilmenin bile bir lüks sayıldığı her gün için şükretmek lazım; ince telli enstrumanların sesinizi taklit edeceğini bilmek ne kadar şaşırtıyor artık sizleri. Kaç gece gülümseyerek uyandığınızı sayma lüksünüz oldu? Düşünün ki bir ipin ucunda sallanan iki kuklayız sizinle, siz zemine uzandığınız zaman ben düşeceğim; ben uzandığım zaman gökyüzüne siz kurtulacaksınız. Gökyüzünün yakınlaşmasını mı, zeminin uzaklaşmasını mı tercih ediyorsunuz? Gece mi gündüze gebedir yoksa gündüz mü gecenin bekçiliğini yapar? Ben özgürlüğü için çabalayan bir sineğin cama vuruşuyum, siz kimsiniz?

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: Dardahan | Tarih: 2008-11-30 13:22:21
    Konu: Sen anlarsın ...
    Ben bir AĞUSTOS böceğiyim.

    Bağlantı »

Yorum yaz!